Eyl 01

Unut
Yağmur tanesini
Unut
Saçların rengini gözlerin karasını
Unut
Şarkıları
San defter yapraklarını
Baktığın aynaların arkasını unut
Unut
Kahverengi fotoğrafları
Adresleri unut
Rüzgarı
Rüzgar değince ağlatan saçlarını
Unut
Sil bütün isimleri
Yak şiirleri
Olmasınları olmayacakları olmadıları unut
Bak yoksun
Yokluğunu unut
Bak gitmişin
Gitmeleri unut
Varsın keşke desin bir ses içinden
Keşkeleri unut oysaları unut
Gözlerini unut
Bu şehri unut
Kor gibiyken içimde
Kendin gidip beni burda kor gibilerini unut
Unut
Unuttuğunu
Islak incir tanelerini
Zeytinin rengini
Ekmeğin buğusunu
Sen mi geldinleri unut
Unut işte
Unutmak en iyisi
Unut iyisi mi
Hep ellerin sıcaktı ya
En sıcak ellerindi
Elin elime değdiğini unut
Unut
Yıldız yıldız
İstanbul istanbul
Akşam akşam
Yavaş yavaş
Şarkı şarkı
Nasıl diyorlarsa nereye koyarsın böyle bir aşkı
Öyle unut
Hiçbir yere koyamadığım bu aşkı


Etiketler: ,
Eyl 01

ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
gecenin efkarı iniyor perde perde
sevdanın hayali vuruyor arada bir içime

ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
hani su perdelerinde mavi kus resimleri olan
ali bakkalın hemen yanında 17 numara
o kırgın hayatin tam ortasında
hani duvarlarında hala yazılar olan o sokakta
biri gurbetin ,biri ihanetin,
biride seni böyle sevmenin hikayesi
sevdanın cami bana bakıyor ben cama
ve bak sen su seren cama
pencere önünde menekşeler ,hatmiler
bide gece sefası ,bide haytalığı adamın
abi bide sevdanın hayali vuruyor arada içime
iyi oluyor diyorum bu sana iyi oluyor
arada bir arkadaşlar geliyor laflıyoruz ordan burdan
anlarsın ya güzel abim
iç cebimde bir umut doğuyor
bide nerden bulduysam resmi sevdanın
resimde sevda inadına gülüyor
sevdam gayri resmi bilmekteyim
gel ki benim abim
birazda üstümüzde macera güzel duruyor
yani yakışıyor adama yakışıklı bir sevda
hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasını
hayat sokağımızda bir kehribar tespih gibi
dokuyor tanelerini takır takır yüzümüze

ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
ağzımda fiyakalı bir islik
zulamda ağır yarası sevdanın
ali bakkalın çırağı metin anlıyor halinden insanin
metin nedir senin niyetin
kap bakalım abine bir taze ekmek biraz zeytin
bu aksam yine odamda efkar var
anlarsın ya metin adamın halinden adam anlar


Etiketler: ,
Eyl 01

Her şey yarım
Dışarıda sensiz bir pazartesi
Yeniden başlamak lazım
Hatırlamamak en iyisi

Sensiz yarım
Yaşanacak ne varsa
Bir yarım
Merhaba diyor sabaha
Zifir karanlıkta kalmış
Sensiz yarım

Şarkılar yarım
Susmuş radyolarda aşk
Çekip gidişin gibi
Kapkara büyüyor yokluğun cehennemi
Yanıyor tutuşmuş yarım

Resimler yarım
Gözlerin yok saçların yok
El ele gülmüşüz güllerin önünde
Ellerin yok
Ağlıyor gülen yarım

Sözler yarım
Unutulmuş ne varsa sevdaya dair
En güzel yerinden vurmuşsun aşkı
Seni seviyorum desen ne olur
Lal olmuş söyleyen yarım

Kapılar yarım
Vurup gidişin arkana bakmaksızın
Bir sızı bırakmışsın
Acıyor her kapı çalınışta
Seni bekleyen yarım

Sensiz yarım
Yaşanacak ne varsa
Bir yarım
Merhaba diyor sabaha
Zifir karanlıkta kalmış
Sensiz yarım

Aşk yarım
Ben yarım
Her şey yarım
Dışarıda sensiz bir pazartesi
Yeniden başlamak lazım
Hatırlamamak en iyisi
Hatırlamamak en iyisi


Etiketler: ,
Eyl 01

Geceler kapını çalıyor
Batıyor içine sesi adamın
Ağlamak güzel geliyor
Ansızın boşalıyor içinden sebepsiz kanın
Bir yorgun akşamdan
Bir yorgun akşama sürükleniyor hal-ı ahvalin
Gömleğin kolayca düğmeleniyor
Boyun uzuyor, çillerin yok oluyor
Halaya uyum sağlıyor, hiç oynamamış ayakların
Oğlum, sana bir aşk değiyor
Kapına gül bırakıyor biri, tanımadığın
Trafik birden açılıyor
Köprüden geçişte para almıyor gişedeki kadın
Bir o kadar yakışıyor üstüne yakışıklı siyah kazağın
Menekşe tutuyor elinde köşedeki yalnızlığın
Sarı kanaryalar senin için hep kazanıyor
Ne de güzel geliyor insana
Sırtından vurulması insanın

Bir yerinden bakınca ne de keyifli hayat
Bir yerinden batanca rahat
Oğlum, sana bir aşk değiyor
Bundan sonrası tufan,
Yani sonrası talan, fırtına, boran, kar
Aşık-ı mecnun sensin
Mecnunun ancak adı var
Ansızın kalbin düşüyor yere
Oğlum, sana bir aşk değiyor
Kapılardan sığmıyorsun
Geceler inadına üstüne geliyor
Karnın ağrıyor durup dururken
Nefesin aynalara değiyor
Oğlum, seni bir aşk sarıyor
Bazen bitemezsin
Nereye düşer aşk
Bazen bilemezsin
Nereye yağar yağmur
Bilemezsin bir yürek neresinden vurulur
Ve nasıl savrulur her gece onsekizbin alem içinde bir onur
Kuşlar kaderle uçar
Aşk kaderle

Yoksul bir şarkı çalar içimde hüzzam
Bu merhamet bu kırılgan bu sonuyok özlemin şerefine
Çakar şimşeklerim apansız sema
Bana yıldırımlar düşer bana fırtına, bana bora, bana kar
Sana kan düşer sana sefa sana daussıla sana zafer
Bazen bilemezsin
Nereye düşer eza
Ve nereye konaklar bir kırık bir tek başına hikaye
Çarpar kadehlerini birbirine ayrılığın iki yüzü
İki yüzlü bir aşk bu
Dünyanın bütün sarsıcı gerçekleri kadar ikiyüzlü
Sevmek
Bir ömrü heder etmek demektir
Sevmek
Bu gece bin kere ölmek demektir

Ansızın kalbin düşüyor yere
Kapılardan sığmıyorsun
Şarkılar inadına üstüne geliyor
Karnın ağrıyor durup dururken
Nefesin aynalara değiyor
Zehir gibi yanıyor içinde özlemin
Oğlum sana bir aşk değiyor


Etiketler: ,
Eyl 01

Sebebi sen
Gelmeyin üstüme
Bugün efkarımı pazara çıkarmıyorum
Her şey bende kalsın sensizlik bende
Bir sebebi var ise
Onu da kendime bırakıyorum
Sorma arkadaşım
Ayrılık denen kelimeyi
Sorma kapılarında mecnun gezdiren bahaneyi
Ben o yarin derdine
Unutmuşum dermanımı
Sorma arkadaşım külü dumanı
Ağustosta saçlarıma yağan karı

Kapılarında kul diye
Mecnun olup çöl diye
Sana geldim vur diye
Halım nedir sor diye
Yıkılmadım gör diye
Gelmeyin üstüme
Neyi alıp satayım
Bugün efkarımı pazara çıkarmıyorum

Dermanı yok bu sevdayı sordum kendime
Geceler yoldaş oldu döndüm kendime
Ey aşk
Ey derin kuyu
Ey soruldukça kanayan soru
Nem olsun sen olmayınca
Dünya malı nem olsun
Her gün pazar kurulsa aşk meydanında
Benim sensiz satacak nem olsun

Gelmeyin üstüme
Sakladığım bir ayrılığın sırrıdır
Kor ateşler sümmanisi
Ey her şeyin sebebi
Gör diye gözlerinle divaneni
Durmuşum yoluna bir ömür beklemeyi durmuşum
Nem olsun sen olmayınca
Dünya malım nem olsun
Her gün pazar kurulsa aşk meydanında
Benim sensiz satacak nem olsun


Etiketler: ,
Eyl 01

Ah ulan ah sabri abi
Yüreği elinde çocuk
Diz boyu karda açan ah çiçeği
Aşkın kendisi yani
Hürriyetin geleceği
Sert sakallarında vurgun izi
Ah ulan ah sabri abi
Yorgun akşamların kederli sofralarında
Önce duran sonra vurulan dostluğumuz gibi
Temiz pak

Sen beni bir volkanın kapısında bıraktın
Hani sen benim elimden tutacaktın
Can olacaktın
Sen beni severdin
Sen yüreğinde vurgun gögsünde darp izi
Sen hani güler geçerdin
Ah ulan ah sabri abi
Gittin
Geride kan geride tortu
Geride bir hain karanlık
Ki dizboyu
Geride eski şarkılar kaldı sadece masalara çizdiğimiz
Geride takvim yazıları mapus mektupları
Solgun fotoğraflar ve saksıda kurumuş cezayir menekşeleri
Geride bir ömür kaldı yarım bıraktığın

Hani güzel günler gelecekteydi sabri abi
Hani beyaz arabamız bir impalamız olacaktı
Hani cebimizde paramız
Hani dudağımızda ıslığımız
Hani sahilde çay içecektik adam gibi
Pahalı birer gömlek giyecektik
Jilet gibi ütüleyecektik lacilerimizi
Kahpe dünyanın ta ciğerine üfleyecektik cigaralarımızı

Ah ulan ah sabri abi
Sensiz erken kapanacak bol kepçe kısmet lokantası
Bir daha Yılmaz Güney oynamayacak yazlık sinemada
Bir daha leblebi kavurmayacak Nuri amca
Kabataş kaldırımlarında
Bir daha birlikte çıkmayacağız sabaha
Bir daha, bir daha olmayacak
Sahilde kısmetim teknesi bizim için yanmayacak
Tophane limanına rus gemisi odesa gelmeyecek
Bizi sevmeyecek yüreğimizdeki umut
Bizi sevmeyecek karabaş köpeğimiz
Bizim için şikayetsir bir nar gibi yağmayacak cihangir

Ah ulan ah sabri abi
Yüreği elinde çocuk
Diz boyu karda açan ah çiçeği
Aşkın kendisi yani
Hürriyetin geleceği
Sert sakallarında vurgun izi
Ah ulan ah sabri abi
Yorgun akşamların kederli sofralarında
Önce duran sonra vurulan dostluğumuz gibi
Temiz pak


Etiketler: ,
Eyl 01

Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum

Saatimiz kaç
İkindi indi anne
Çöl sıcak
Bizi akşam haberlerine yetiştirmesinler
Söyle onlara
Gece güzel anne
Sen ve ben anne
Böyle güzel
Oku anne
Ağrımız dinsin
Söyle
Bir de melekler gelsin

Rüzgar anne
Beni tut
Dün dünde kaldı hadi unut
Say ki
İkimiz için bu dünya
Anne ışığa tut saçlarımı
Anne nura
Anne bir adım daha
Bakarsın sonrası
Sidretül münteha

Anne su
Biraz su anne
Yanmış bir çocuğum ben
Saçları kara
Gözleri kömür
Bizi bir ömür unuttular anne
Al beni koynuna
Sen aşktan da sıcaksın
Dünya kandırmadı beni
Kandırırsan
Sen kandıracaksın

Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum

Gün düşüyor
Yol uzuyor
Ellerime masallar konuyor anne
Kuşların isimlerini öğreten
Sabretmeyi de öğretiyor
Ben toğrağı seviyorum anne
Gazeteler gibi aldatmıyor
Büyük meydanlar kuleler heykeller gibi
Üstüme düşmüyor
Ben toğrağı seviyorum anne
Bana beni anlatıyor
Bir parça çamur anne
Bir nutfe
Sonrası elest
Çocuğum işte
Aklım bu kadar eriyor

Anne ağlama beni koruyan
Bütün yıldızları koruyor
Ne su karışıyor baldırana
Ne baldıran şifa oluyor
Her şey yerli yerinde duruyor
Saat anne
Galiba
Saat geliyor
Hadi dayan
Dayan anne
Cennetin yolu buradan geçiyor

Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum
Yoruldum


Etiketler: ,
Eyl 01

Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet bir adın kalmalı geriye
Birde o kahreden gurbet
Sen say ki ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti
Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan
Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
Evet yangın
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
Evet kaybetmenin o zehirli buğusu
Evet isyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekşelerinde her akşam
Dağlar sonra oynadı yerinden
Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam
Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı
Yani ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken
sevmek için çok geç


Etiketler: ,
Eyl 01

Bir dönüşle dönüyoruz
Yorgunuz, tenimiz esmer
İçimizde mağrur bir hüzün
Yaralarımız var eczası olmayan vurgunlar
En çok kadınlarımıza yakışan ağlamakla
En çok erkeklerimize dokunan çaresizlikle
Yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
Biraz daha yaklaşıyoruz
Bir el uzatımında akşamın alacasındayız

Bu
Senin gidişinin hemen ertesinde
Dudaklarımızın kuruduğu
Suların çekildiği
Kızıl Denizin Diclenin
Önümüzde Musa elimizde asa ile
Yarıp geçtiğimiz Nilin
Ve eteklerimizi savura savura
Tükettiğimiz birlikteliğimizin ardından
Kayıp giden yıldızların şarkısı gibiyiz

Bir dönüşle dönüyoruz
Ne güzel oluyordu
Sağımıza dönüp seni görünce
Ne güzel oluyordu
Düştüğünde önümüze
Adı safranlara sarılı bir aşk gibi maceramız
Adı kıskanç kervanların zümrüt yüklerinde yazılı
Adı Leyla
Bir vaveyla kadar dokunsanız ağlamaklıyız

Bir dönüşle dönüyoruz
Belki baksak arkamıza ordasındır
Bu efsunu kaybetmek istemiyoruz
Hiç bir şeyini istemiyoruz aslında dünyanın
İncisini yakutunu ipek yumuşaklığını yastıkların
Bebeğin yüzümüze dokunuşunu istemiyoruz
İşlerimizin limanlığını
Ocağımızın sıcaklığını bile istemiyoruz

Bir dönüşle dönüyoruz
Seni unutmamak için şaşkın
İnanmamak için ölümüne inanıyoruz

Gittin mi aramızdan
Elini çektin mi üzerimizden
Bizi yetim
Şehrini öksüz bıraktın mı
Ne yapalım işte
Ağlamamayı beceremiyoruz
Isırdıkça kanayan dudaklarımızdan
Dökülen boş sözlerle birbirimize soruyoruz
Hava nasıl
Saat kaç
Yine çayırların yeşilliğinde otlayan kuzularımızın arasındayız
Yine çayırların üstünde matem işliyoruz
İnceldiği yerden kopan dünya
Bir araftan yol bularak başımıza düşüyor
Gökkubbe patlıyor tepemizde
Hissediyor anlıyor ama anlatamıyoruz

Bir dönüşle dönüyoruz
Bırakıp gittiğin kadarız
Hiç yağmur yağmıyor
Yorgunuz, tenimiz esmer
İçimizde mağrur bir hüzün
En çok kadınlarımıza yakışan ağlamakla
En çok erkeklerimize dokunan çaresizlikle
Yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
Ne yapalım
Hiç yağmur yağmıyor
Sensiz yürüyünce
Bir dönüşle dönüyoruz
Kıyamet bize
Kıyamet bize
Sen yinede merhamet et bize
Merhamet et bize
Merhamet et bize


Etiketler: ,
Eyl 01

ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı
o zamanlar bakır rengindeydi dağlar
daha şıvan düşmemişti böğrüme
daha deli deli esmemişti ruzigar
kalbim acıya düşmemişti
sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım
halayda delikanlı başı olacaktım
bıyıklarım yeni terlemişti

gurbeti
ismail dayımın gönderdiği
kuru üzüm ve fıstıknan
bir de istanbul fotoğraflarından tanımıştım

hey deli yanım!
türkülerim ince gül dalım
gönül közüm
verdiğim sözüm
ne zaman duman olsa
munzurun doruklarında kalırdı gözüm
aradabir durup fırata bakışım
ve yanımdan ayırmadığım
bir üveyikten satın aldığım aşkım

yani ahretlik gülüyordum
istanbulu fotoğraftan
vurgunu üveyikten biliyordum

bir zemheri akşamında
oturtup tandırın karşısında babam
oğul yürü, dedi
yürüdüm
topak oldu babam,acıdan yundu gözleri
yalınız bir ‘ah’etti anam
sessizce ırmağa düştü sözleri

yürüdüm
terleyen bıyıklarım
şahin bakışım
ve yıldızlı gecelerimden birinde canım
üveyikten satın aldığım halis aşkım
geride kaldı

ormanlar gördüm
ağaçlar gördüm
dallarında adamlar asılıydı
ipince fidanlar
ipil ipil kan sızardı dudaklarından
baykuşlar
gecenin koyukatmer al basması karanlığına karşı
nasıl da gülüyorlar
nasıl da gülüyorlardı

hani benim yıldızım
hani şehla bakışım
hani sazım
ve halıs aşkım

dağlardan geliyorum ben
fıratın doğduğu yerden
gönle aktığı yerden
serin göze başından
soğuk bulgur aşından
dağlardan geliyorum ben
aşkın doğduğu yerden hey!
yusufun kuyusundan eyyubun sabrından geliyorum
etmeyin elemeyin
ben istanbulu fotoğraftan
vurgunu üveyikten belliyorum

hani benim yıldızım
hani şehla bakışım
hani sazım
ve bir üveyikten satın aldığım
halis aşkım

hey anam
ne aynam ne tarağım ne sedef çakım
ne tesbihim ne mintanım
bir han odasında
akşam alacası değip geçerken böğrüme
yavaşça önüme düştü alınyazım

kim tutar kaldırır başımı yerden
kim dinler türkülerimi bozlağımı sazımı
bir duan olaydı ah, yanıbaşımda
iki çift lafın
bir tas ayranın
bir dağ soluğun
entarine yapışmış kalmış bir yayla çimenin
bir tesbih böceğin
bir avuç toprağın
bir küçük taşın
bir tel saçın alyazmanın altından

hey anam
akşam indi kırıldı sazım
istanbulda
haramiler sokağında
bir han odasında
yavaşça önüme düştü alınyazım

hani benim yıldızım
hani şehla bakışım
hani dağlara verdiğim aşkım
akşam dediğim ana
istanbulda ay karanlık yürek pustur
bir de hikayesi var
kanadı kırık martıdan dinlediğim:
çok önceden
zebaniler yakıp geçerken şehri
üç damla baldıran zehri
üç damla hıyanet dökmüşler mavi denize
üç martıyı boğmuşlar
herşeyi gördüler diye

akşam dediğim
dam aralıklarından
han bacalarından kaçıp giden güneşin
vurması değil mi taa dağlara, dağlarıma
değil mi ana

yani akşam dediğim
isli han odasında
bir ben
bir viranşehirli yakup
bir de çaykaralı musa
üç bardak çay hatrına
üç gurbet türküsü değil mi uçurduğumuz
üç damla baldıran zehri değil mi ana
akşam dediğim

buradan
bu halis aşkımı
bir han kirasına sattığım hovarda istanbuldan
aranan bütün overlokçular sıraütücüler adına
budur havadisim
hatırladığın
ne bulgur tadı
ne bir çiçek
ne bir isim
ben gündüzleri müslüm gürses dinlemeye
geceleri han odasında
alınyazımı görmeye hüküm giymişim

yine de ana
ana yine de
öperim gözlerinden
dağlarımın
çimenimin
ve kanayan gençliğimin
öperim hepsinin tekmil gözlerinden
bıyıkları yeni terleyen gençliğimin adına

ana
can ana
yaran ana
oyy ana
hani benim yıldızım
hani şehla bakışım
hani sazım
bir üveyikten satın aldığım halis aşkım

ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı
o zamanlar bakır rengindeydi dağlar
daha şıvan düşmemişti böğrüme
daha deli deli esmemişti ruzigar
kalbim acıya düşmemişti
sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım
halayda delikanlı başı olacaktım
bıyıklarım yeni terlemişti


Etiketler: ,